Felaket yaklaşıyor, yanıbaşımızda bir yangın var, ama kimse neler olduğunu ve olacağını bilmeden koşuyor. Kim kiminle ne neden v.s ler le nedenler niçinlerle ilgilenmiyor. Amaç amacı almış götürüyor. Herkes bir amerikan happy sinde takılıyor. Gazeteler, radyolar binumum, aklınıza gelebilecek tüm yayın organları, size bize bana sana ona bunlar kelime oyunları aslında, kısa geçelim bize bir şeyler pompalıyor, herkes birinin kıçında koşarken, bende istemeden birinin kıçında koşuyorum, ama aslında kimsenin peşinde de koştuğum yok. Acaba merak ediyorum da bir ülke de ne kadar taraf ve ne kadar taraftar olur, inanın saymakla bitmez.Ve sonuç olarak herkez bir maçta hemen hemen aynı takımı desteklese'de stad çıkışı herkes ayrı görüş ve inanış içine bürünür. Sonuç bildiğiniz ama unuttuklarımız. Biz neden bir bütün olamıyoruz. Herkes kendi fikrine ve yaşantısına göre bir ülke kursa ve hayatlarını orada temin etse bile belli bir süre sonra onlarda aralarında bölüneceklerdir, çünki huysuzluk veya bir çıban başı olmak arzusu insanın ruhunda var.
Kısmen salak olanlar arada kalanlar ve salak olsalar bile olduklarını bilmeyenler kısmen akıllı olup ta aklını başkalarına emanet etmiş olanlar, ve sizler kelime karmaşasında nirvanaya(zirve) ulaşmış insanlar topluluğu ey ahali)) neredesiniz.
Ben söyleyeyim ,siz yoksunuz aslında, size biçilmiş bir hayatı kendi hayatınızmış gibi yaşıyor, ve benim gibi düşünen ve söyleyenleri lanetliyen sizler, kıçımı yalayın diyeceğim ama siz, o kıçı becermeye kalkarsınız diye kıçımın namusunu koruyorum.
Sivri sinekler tarih sahnesine çıktığından beri insanları soktular.yılanlar zehirlediler,akbabalar hakeza fırsatını bulunca etimizi yağmaladır. Bulamayanlarsa sırada bekliyor halen, ben hayvan düşmanı falan değilim, sadece şunu demeye çalışıyorum. Baya baya menfaaat dünyasın'da yaşıyoruz. Karı kaşar kaloriferleri,açık bırakmış yaz günü evide sivri sinek basmış, gecem sabah olmadı, olduğunda'da sivrisinekler bizi haşat etmişti. Yukarıda'ki yazıma binaaleyn durum bu.Yani kısmen veya tamamen ama bir şekilde ısırıldık.Ve sivriler tarih sahnesinde aldıkları rolü yerine getirdi,Aferim tamda damardan ısırıyorlar.
1970'ler soğuk bir kış gecesi neredeyim. Doğmama 7 sene var.Kendimden haberim bile yok, ben, ben değilim,varlığım varlığımın izdüşümüne kelime oyunu yapıyor. Aslında birinin taşakların'dan birinin rahmine yapıcagım meğolaman fantastik yolculuk için özğüvenimin gelmesi 7 seneyi bulmuş gerisi malum iktidar olmuşum.Sıra geldi doğum anıma,manhattan köprüsüne yakın bir hastanede doğmuşum,o hastaneyi bilen bilir.Anlatmama gerek yok sanırım.Hastane'de benim doğum trarihcem'de zamanla silinip gitmiş. Bunu siz boğaziçi köprüsü olarak türkceye uyarlaya bilirsiniz.Koskoca kaşmir paltolardan günümüze gelen akışkan çikulatası halen damağız'da duran fantastik aşk öykülerine kadar, şimdi alenen becerilen hayatımıza kadar ne kaldı acaba, bizi biz yapan şeyi ben söyliyim. Hiçbir şey resmen markalanmış ambalaj edilmiş ürünler gibiyiz. Büyük firmaların binlerce ürününü kullanan yaşayan köleler halini aldık. Dahası'da var. Onlar için alış veriş yapıyor. Onlar için çalışıyor, ve onların istedikleri gibi yaşıyoruz. Alyına her akşam sövüyorum, onlar için 2 işte çalışan arkadaşım var. Götünde'ki donundan saçındaki jölesine kadar onlara bağımlı bir insan, ne kadar insan olarak özgür olabilir. Doğa'ya açılırsa kısmen evet..
Kocakarı yine başladı, bağırmaya nedense bilinmez eskiden evliymiş.))
kaşar yaşlandıkça huysuzlanmaya filan başlamış. Kocası'da geberince kendini biyer'lere vermiş, tam olarak nerelere verdiğini anlamadım. Pek'de umrum'da değil aslında kiramı geç alıyor.Gecen beni bir yere götürmem için rica etti. Ricaya, ricayla karşılık verdim. Oda benim ricamı kabul etti. O akşam ikimizde çok memnunduk.
Bunak karı beni unutup duruyor. Ama kirayı asla, geç alsa'da unutmuyor.Gecen evine davet etti. Yeni aldığı şaraptan açmış kırmadım kabul ettim.O sabaha kadar içti bütün yaylı sazlarda sanki benim üstümden geçti. sabah'a kiramı ödemenin vermiş, olduğu ağır yükle ve huzurla merdivenler'den evime çıktım. Ve şunu alandım acayip bir istismar içindeyiz ve kullanılıyoruz. Aslında bizim'de ineklerden bir farkımız yok.
Anatema^ Willam Shakespearin, bir sözü ,bu benim için Einsteinın izafiyet teorisi gibidir.Yani olmassa olmazımdır,olmak yada olmamak işte bütün mesele bu dur.Sorun nedir? senin sorunun ne? ne istiyorsun? derdin nedir? sen aşağlık bir mahlukmusun yoksa zirveye çıkmış bir ne üdügü belirsiz bir varlıkmısın,neden halen o inine batmış feslegen kokulu çam yarması ağacın altında inliyorsun ki kaldır, başını ve sok kafanı nebileyim bir kıpırtı ,göster tersimle vurasım geliyor bu devrik cümlede bile sana, yer vermeyesim geliyor, artık ,artık bırak okuma senin okumana bile tahammülüm kalmadı. Git öteye git hadi ötelen,hapşırığımın,bir balgamında boğulasın sansar, igrenç mahlukların çirit attığı kara orman şafağındaki bir boz ayı korkar sabah olunca tarla faresinden.Artık ekemez tohumunu çünki sonu gelmiştir. Havadaki son yağmur tanesi toprağa bile düşmeden havada buhar olucaktır. Ne acıki o kuvvet ve kudret,çaresiz kalmış bu zavallı aciz gücün karşısında eziliyor...
Faziletin son perdesindeki son çok hazinlidir,her zaman inatçı dağ keçisi tırmanır sadece yüksek kayalıklara düşerse de geberir,gider sukunetle ölür,Hayvanat. Çığlıklar atar sadece insanoğlu gücünün zir vesindeyken ölür kimisi,kimiside yoksunluktayken. Hepside unutulur hepside yakılır, hepside suya gömülür. Ne garip hepside istemeye istemeye gider ve hepside itiraz etmeden gider. Hayvan bu ,insan bu,bilinmezden gelen,bilinmeze doğru gider.Bu düzen ezber bozan bir düzen değil,tıkırında giden bir düzen. Ama bir zaman gelecek ezber bozan olucak güneş batıdan doğacak.Tanrı asla zar atmaz....
Sen bilemessin,kırk derisi vardır, bir yılanın,yılanı ikna edip kandırabilirseniz çıkartırsanız kırk deriyi onun üstünden,döner insana,
Kartal yükseklerdeki krallığını bırakmadan,baykuş yığıntılarını özlemeden,balıkçıl kuşları bataklıklarından vazgeçmeden,yedi vadi üzerinden uçmadan ve simurgu'yu bulmadan,iyi huylular ve kötü huylular ne yapacaklarını bilmeden,güvende ve mutlu oduğun an; ağzın'da küle dönmeden,o mutluluk. Ben rahat etmeyeceğim; yemin ederim.Korkan biri nasıl cesur olabilir...
Çok çıplaksın hayatımın kadını, sanki beni bırakmış gibisin,sahiden beni bıraktınmı,kaşarlık yapmada bana doğruyu söyle gerçekten o herifimi takılıyorsun.Ne yani sana benden dahamı iyi bakıyor seni benden dahamı iyi sikiyor.Katil karı sıçtın içine tüm ilişkimizin,git kendini ona becert altına'da yatarken bana kullandığın kutsal kelimeleri kullanma kendini güncelle,sana artık tahammül edemiyorum. Sıcan bir kuzgun gibi barda suratıma bakıyorsun, ben gelince korkma, ben senin ne zaman sıçacağını biliyorum. Aslında bilmiyorum ne yaparsan yap. Ama herifle işin bitince gecenin bir yarısı kapıma sıçma, sen yaparsın. Evi tahta kuruları sarmış havada bok böcekleri uçuyormuş.Yakındır,yanıma düşmen türkçenin'de bu halini seviyorum. İstediğini yaz söyle, el hareketi yoksa nereye çekersen oraya gidiyor. Senide nereye çekseler oraya gidiyorsun. Salak karı,senin attığın dikişi sikim tamam mı,yarın ve ondan sonraki gün evde yokum gelme, kapıcı karısıyla evde şampanya patlatacak,temizlik ayağıyla,Onlarında amına koyim seninde amına koyim...(kahpe bizans)
Tamam nerede kalmıştık kafam tam yerinde değil yazı karakterimde
değişti sanırım sorun yok. Koy götüne gitsin yazmaya devam.
buyukayak
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder